Prof.Dr.Bülent TOPUZ

ANASAYFA ARAMA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORMU

ARAMA


Gelişmiş Arama

YENİ EKLENENLER

İSTATİSTİKLER

13 kategori altında, toplam 400 konu bulunmaktadır. Bu konular toplam 3702644 defa okunmuş, 1144 rahatsızlık şikayeti veya yorum yazılmıştır.

ORTADOĞU’NUN KAYGAN ZEMİNİNDE TÜRKİYE (12 Haziran 2017)

Prof.Dr.Bülent TOPUZ

21.Nisan.2019, 23:48

Prof.Dr.Bülent TOPUZ

Coğrafyamızda şöyle bir 20 yıl öncesine gidelim. İran, başta Suudi Arabistan olmak üzere körfez ülkeleri, Irak, İsrail, Avrupa ve Amerika ile anlaşamıyor. Irak, Amerika, İran, Suriye ve körfez ülkeleri ile anlaşamıyor. Suriye; Irak, İsrail, Amerika ile anlaşamıyor. İsrail; Filistin, Suriye, İran ve diğer Arap ve Müslüman ülkelerle anlaşamıyor. Libya; Avrupa ve Amerika başta olmak üzere tüm dünya ile anlaşamıyor. Rusya; Gürcistan ile anlaşamıyor. Yunanistan; Makedonya ile anlaşamıyor. Bu ülkelerin hemen tamamı İslam ülkesi, bu anlaşmazlıklardan menfaat devşirenler ise İslam dışı ülkeler.

Tüm bu ülkelerle iletişim halinde olan tek ülke Türkiye idi. Türkiye sadece birbiri ile geçinemeyen ülkelerle değil, aynı zamanda birbiri ile çatışma halinde olan ülke içi muhalif gruplarla da görüşebilen bir ülke idi. Örneğin Filistin’de Hamas ile FKÖ; Irak’ta Barzani, Talabani, Sünniler, Şiiler ve Türkmenler; Suriye’de Eset ile muhalifler; Mısır’da Mubarek ile Müslüman kardeşler. Bu durum, cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, dünyada sulh” ve diğer ülkelerin iç işlerine karışmama prensibinin bir sonucu ve birikimidir.

Biz ne yapmak istersek isteyelim; nasıl bir dünya kurgularsak kurgulayalım; dünyayı yöneten beş ülkenin düşünceleri ve kurgularının farklı olduğu yerde çatışma başlıyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasında görece bir barış ortamına giren dünyada tarihin sonuna geldiğimiz ve artık böyle sürüp gideceği algısı doğru çıkmadı. Görece barış ortamının bile soğuk savaş tanımı ile özellenen “de fakto” bir durum olduğunu geç fark ettik. Dünya tarihi, ortalama insan ömrünü aşan kesintisiz bir barış dönemi yaşamadı.. 

Bugün, dünyanın terör örgütleri vasıtası ile küresel bir çatışmaya doğru gidişi, Habil ve Kabil’den bu yana insanın doğal serüvenimidir? Yoksa, büyük devletlerin yönettiği kontrollü bir süreç midir? Bu soruların net bir cevabı yok. Ancak büyük devletlerin bu süreçleri yönetmek istedikleri ve bir bakıma başarılı oldukları bir gerçek. Buna tam bir başarı diyemeyiz, zira kullandıkları maşalar gün geliyor onların da ellerini yakabiliyor. Sonuç olarak, şunu gördük ki, Ortadoğu’daki çıkarlarımız batı ile çatışıyor. Coğrafyamızın zemini o kadar kaygan ki, her an taraflar değişebiliyor.

Son olarak, ABD’nin bastırması ile Arap ülkelerinin, Arap Katar’a karşı almış oldukları tavır yönetenlerin gücü, yönetilenlerin aczi bakımından bir turnusol kağıdı gibi. Bu son olayın beni mutlu eden bir yönü var. Türkiye son onbeş yılda yaşadıklarından hareketle ezberine ve eski reflekslerine dönme eğiliminde. Çatışan taraflara sakin olun, durun diyerek diplomasi önermekte. Bunu çatışan her iki tarafa da önerebilecek durumda olmanın değeri büyük. Bu tavır Suriye’de, Mısır’da ve daha pek çok çatışma alanında tekrarlanabilir mi? bunun değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum.  Ne de olsa devletlerin dostları ve düşmanları yoktur, ulusal çıkarları vardır.

Bu haber 1848 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
YOLLAR VE ÖNCELİKLER (11 Eylül 2017)22.Nisan.2019

ANKET

Sizce bu sitenin insanlara faydası var mı?






Tüm Anketler

ÖNEMLİ LİNKLER

GALERİ

KBB

www.bulenttopuz.com 2007 ..:: KBB Hastalıkları Bilgilendirme Portalı ::..
RSS Kaynağı | Editörlük Başvurusu