Prof.Dr.Bülent TOPUZ

ANASAYFA ARAMA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORMU

ARAMA


Gelişmiş Arama

YENİ EKLENENLER

İSTATİSTİKLER

13 kategori altında, toplam 400 konu bulunmaktadır. Bu konular toplam 3702626 defa okunmuş, 1144 rahatsızlık şikayeti veya yorum yazılmıştır.

SAĞDUYU VE OTORİTE BOŞLUĞU (7 Temmuz 2015)

Prof.Dr.Bülent TOPUZ

12.Temmuz.2015, 13:53

Prof.Dr.Bülent TOPUZ

İstesek de istemesek de içinde yaşadığımız toplum sürekli değişiyor. Çoktan, küçülen dünyanın bir parçası haline geldik. Çoğumuz, farkında olarak veya olmayarak değişime direnmek, uyum sağlamak, katılmak, seyretmek ve kendimizi korumak arasında bir karar aşamasındayız. Ama ne olursa olsun kararlarımız bireysel tercihler seviyesinde ve niteliğinde kalmak durumunda. Yani başkalarını da bizim gibi düşünmeye ve davranmaya zorlayan her türlü girişim başarısızlığa mahkum gibi. Ne demek istediğimi son günlerin güncelinden somutlaştıralım. LGBT olarak adlandırılan bir grup tüm dünya da olduğu gibi Türkiye’de de bir yürüyüş yapmak istiyor. Bu yürüyüşü bireysel tercihleri ile kabullenilmek ve hukuken eşit yurttaşlar olarak kabul edilmek adına yapıyorlar. Aynı zamanda biz varız, buradayız diyerek farkındalık yaratmaya çalışıyorlar. Yürüyüş son anda Ramazan ayı gerekçe gösterilerek engelleniyor. Ben konuyu Ramazan ile ilintilendiremedim. Nitekim geçen yıl bu yürüyüş Ramazan’da yapılmış. Ramazan’da yürümeseler iyiydi belki de, ama yürütmemek de iyi olmadı. Yürümekte kararlı olan LGBT, sadece yürümekle kalmamış bir de pankart açmış. “Recep’le, Şaban’ın aşkına, Ramazan engel olamaz” diyerekten. Bu densizliği yapmasalar iyiymiş, ama yapmışlar işte. Ve nihayet İstiklal Caddesinin ortasından çırılçıplak gösteri yapmışlar. Bunun üzerine, muhafazakar kesimin bu gruba karşı bir nefret söylemi geliştirdiğini görüyoruz. Diğer taraftan ne LGBT yaşantısı içinde olanlardan, ne de LGBT yaşantısı ile ilgisi olmadığı halde onların taleplerini destekleyen kesimden, pankart ve pornografik taşkınlıklar ile ilgili bir eleştiri duymadık. Dünya ve din görüşü ne olursa olsun, herkesten en azından bu kadar da olmaz anlamında bir ayıplama beklerdim doğrusu. Aksine, bu olayın muhafazakarları vurmanın ve aşağılamanın bir aracı olarak kullanılmaya çalışıldığına şahit olduk. Bir sağduyu boşluğu var, karşılıklı bir nefret söylemidir gidiyor, Eşcinsellik insanoğlu ile birlikte var olan bir olgu. Tarihin bize aktardığına göre tüm toplumlarda bu arada İslam toplumunda da var olan bir gerçek. İslam bu tercihi tasvip etmiyor, yasaklıyor ve bu insanları günahkar olarak tanımlıyor. Bu konuda aşırıya kaçan toplumların Allah tarafından cezalandırıldıklarını öğreniyoruz. Ama diğer insanlar tarafından cezalandırılabildiklerine dair bir bilgi yok. Hoş olsaydı da bu durum günümüz toplumunda kimseye böylesi bir hak vermezdi ama. Günümüz toplumu giderek daha hoşgörülü olması gerekirken, birbirine tahammülsüzlük gittikçe artıyor gibi. Dindarlar aidiyet hissettikleri İslam’ın bile cevaz vermediği bir hal ve tavır içine nasıl girebiliyor. Çünkü bilmiyor. Cehalet diz boyu. Kim bildirecek. Tabii ki yetkin otorite. Yetkin otorite deyince benim aklıma diyanet geliyor. Var mı bu konuda bir sözü. Şimdi ve bu konuda olmayacak, ne zaman olacak. Yürüyüşte ekranlara yansıyan görüntüler üzerinden kaygılarını ifade eden bir muhafazakara kulak verelim; “Allah’ım nasıl bir zamana geldik. Rabbim sen bizi yolundan ayırma. Şaşırtma bizi mevlam. Çocuklarımız sana emanet. Böyle bir ortamda nasıl büyüyecek bu çocuklar. Endişe etmemek elde değil… ağlanacak sızlanacak feryad edecek halimiz var. Çok acı….” Sizce haksız mı?

Bu haber 2187 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
YOLLAR VE ÖNCELİKLER (11 Eylül 2017)22.Nisan.2019

ANKET

Sizce bu sitenin insanlara faydası var mı?






Tüm Anketler

ÖNEMLİ LİNKLER

GALERİ

KBB

www.bulenttopuz.com 2007 ..:: KBB Hastalıkları Bilgilendirme Portalı ::..
RSS Kaynağı | Editörlük Başvurusu