Prof.Dr.Bülent TOPUZ

ANASAYFA ARAMA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORMU

ARAMA


Gelişmiş Arama

YENİ EKLENENLER

İSTATİSTİKLER

13 kategori altında, toplam 400 konu bulunmaktadır. Bu konular toplam 3947691 defa okunmuş, 1144 rahatsızlık şikayeti veya yorum yazılmıştır.

Bir Tıp Bayramı Böyle Geçti (19.Mart.2012)

Prof.Dr.Bülent TOPUZ

19.Mart.2012, 06:25

Prof.Dr.Bülent TOPUZ

BİR TIP BAYRAMI BÖYLE GEÇTİ
1987 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. İlk yaptığım işlerden biri İstanbul Tabip Odası’na üye olmaktı. Odanın aylık dergisi adresime gelmeye başladı. Odamızın bir meslek örgütü olmaktan ziyade, bir siyasi dernek gibi hareket ettiği bu dergiden net bir şekilde anlaşılıyordu. Açlık grevi yapanları cezaevinde ziyaret ettik, insan hakları bildirgesine imza attık, Gazi olaylarını protesto ettik, Tekel işçilerinin yanındayız gibi. Hekimlerin önemli bir kısmı yıllarca bu yaklaşımdan şikayetçi olduk, ama geçen yıllar bu yaklaşımı değiştirmedi.
           1990’lı yılların sonunda doğru Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Rahmetli Dr Füsun Sayek, Pamukkale Üniversitesi’ne davet edildi. Sağlık ve hekimlerin sorunları içerikli bir konuşma yaptı. Dr Füsun Sayek, mevcut ve geçmiş hükümetleri, olaylara siyasi bakmakla suçladı. Hatta hükümetler değişse bile, genellikle aynı kafa yapısındaki vekillerin bakan olmasını bir talihsizlik olarak niteledi. Konuşmanın sonunda söz aldım. Hükümetin ve bakanın neticede siyasi birer kimlik olduğunu ve siyasi davranmanın işin doğasında var olduğunu söyledikten sonra, “Siz, odanın genel tavrını değerlendirip, siyasi davranmadığınızı söyleyebilir misiniz” dedim. Füsun Hanım çok kısa düşündükten sonra, söyleyemem dedi. Yıllar tabip odasını değiştiremedi.
            Denizli tabip odasında yapılan “Ilımlı İslam ve Bilim” konulu toplantının yakışıksızlığı ile ilgili görüşlerimi de bu köşede okumuştunuz.
            Başta insan hakları olmak üzere doktorların etraflarındaki olaylara kayıtsız kalmaları düşünülemez, ancak bir meslek örgütünün mesleki sorunları yıllarca gündeminin ilk sırasına yerleştirememiş olması bir sorundur. Bunun doğru olmadığını anlatılmaya çalışılsa bile kamuoyundaki görüntümüz ortadadır.
TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Eriş Bilaloğlu, Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın 25 Kasım 2011 tarihinde basına yansıyan, "Bizim Türk Tabipleri Birliği ile bir meslek örgütü mücadelemiz yok, bir ideolojik mücadele var. Bunlar bizimle ideolojik olarak mücadele ediyorlar. Kusura bakmayın, milli iradeyi kimsenin, herhangi bir meslek örgütünün ayağına paspas gibi seremem" sözleriyle ilgili olarak yazılı bir açıklama yapıyor. Açıklamasında özetle; “tam gün çalışan hekimlerin haklarının verilmemesi, sağlığın piyasa ekonomisine terk edilmesi, hekim emeğinin ucuzlatılarak büyük sermaye gruplarının önüne atılması, sağlık hakkı, iş ve gelir güvencesi” derken; o da ne birden Suriye’ye geçiyor ve Bakanı teyit edercesine “Ortadoğu ve özel olarak Suriye’deki planlarla “serilen” nedir ve kimin ayağının altına serilmektedir? Paspas edilen nedir?” deyiveriyor.
Buraya kadar yazdıklarımdan anlatmak istediğim şu ki; ben TTB Başkanı ile paralel düşünen biri değilim. Ama 14 Mart Tıp Haftası nedeniyle Denizli’ye gelen başkanın, Denizli’deki Devlet hastanelerinde hekimlerle buluşma talebinin salonlarda başka aktiviteler var gerekçesi ile ret edilmesini de şık bulmuyorum. İdeolojik davrandığı gerekçesi ile hastanelere siyaset girsin istemiyoruz gibi bir gerekçe daha gerçekçi olurdu. Gerekçe veya niyet ne olursa olsun bu tavırla bir mağdur yaratılmış olmuyor mu? Tabip odası başkanını 14 Mart resmi töreni nedeniyle PAÜ Kongre Kültür Merkezinde ve akşamı da Tabip Odasında kısmen dinledim. Bize salon verilmedi dediğini duymadım. Ama lisanı hal ile bir mağduru resmediyordu. Onun şahsında mağdur edilen hekimler gibi geliyor bana. Bu ülkede mağduriyetin ne anlama geldiğini anlamak için bu ülkenin tarihine bakmak yeterli.
Dün üniversiteye girebilmek için başörtüsünün çıkarılması gerekiyordu, bugün kamu salonlarına girebilmek için kafayı değiştirmek gerekiyor gibi. Diyeceğim o ki; bu ülkenin “zencilerine” söz ve salon verilmediği günlerin, insan aklının bir zaafı olarak unutulup gitmiş olmasını tercih ederim. Yoksa sizde bize aynı şekilde davranmıştınız gibi bir arka plan var ise, ben memleketim için üzülürüm.

Bu haber 4022 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
YOLLAR VE ÖNCELİKLER (11 Eylül 2017)22.Nisan.2019

ANKET

Sizce bu sitenin insanlara faydası var mı?






Tüm Anketler

ÖNEMLİ LİNKLER

GALERİ

KBB

www.bulenttopuz.com 2007 ..:: KBB Hastalıkları Bilgilendirme Portalı ::..
RSS Kaynağı | Editörlük Başvurusu