Prof.Dr.Bülent TOPUZ

ANASAYFA ARAMA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORMU

ARAMA


Gelişmiş Arama

YENİ EKLENENLER

İSTATİSTİKLER

13 kategori altında, toplam 400 konu bulunmaktadır. Bu konular toplam 3732474 defa okunmuş, 1144 rahatsızlık şikayeti veya yorum yazılmıştır.

SİMAV'DAN SOMA'YA DEĞİŞEN VE DEĞİŞMEYEN (20 Mayıs 2014)

Prof.Dr.Bülent TOPUZ

20.Mayıs.2014, 23:55

Prof.Dr.Bülent TOPUZ


 
Saçlarına kır düşmüş, ince, karayağız bir adam. Elinde bir mikrofon, bir omzunda radyo veya teyp benzeri bir cihaz, diğer omzunda postacıların mektup dağıttığı cinsten çapraz askılı bir çanta. Elindeki mikrofona sonradan destan olduğunu öğrendiğim yanık, türkümsü bir şey söylüyor. Cihazdan metalik bir ses çıkıyor. Yanına yanaşan kadın ve kızlara parası karşılığı A4 büyüklüğünde bir kağıt veriyor. O söyleye söyleye gözden kayboldu. Biraz sonra mahallenin kızları ve kadınları sokakların birleştiği, Kayalık Meydanı’na toplandılar ve hep bir ağızdan koro halinde aynısını okumaya başladılar. Gözlerinden iki damla yaş dökülenler oldu. 

1970 yılı yedi yaşındayım. Kütahya Simav zelzelesinin üzerinden birkaç ay geçmiş. Söylenen/okunan zelzelede yaşananlar için bir ağıt. Zelzele sözcüğünü ilk o zaman duydum. Kasabadan 1976 yılında ayrıldığım zamana kadar, başka da bir ağıt okundu mu hatırlamıyorum. Ama ondan sonra İzmir de davam eden eğitim hayatımda ve sonrasında destan ve ağıt duymuş değilim. 
Gediz depremi için yakılan ağıtı hatırlamak için internette aradım, yoktu. Şerif Hoca destanlar kitabında olabileceğini söyledi. Bir kişi, nesne veya olay arama motorlarında yoksa, artık yok hükmünde. Yaşantımızı belirleyen ve sınırlayan dijital ortam. 

Soma felaketi ağıtı yakılacak bir elem. Ağıt acıyı paylaşarak azaltmanın bir yolu gibi. Şimdi acıyı paylaşmanın yolu sosyal medya. “Şehitlere rahmet, kalanlara sabır” diliyorsunuz. Bu dileğinize de beğenme geliyor. Neyi beğeniyoruz, kimi beğeniyoruz anlaşılır değil. Beğenenin iyi niyetinden hiç kuşku yok da, böylesi bir dileğe insanın bir “amin” beklentisi oluyor. Ama beğen seçeneği o kadar kolay ki, duygularımızı ifade etme tarzımızı esir almış durumda. Bu nedenledir ki, bu ortama bir şeyler yazmak ve paylaşmak içimden gelmedi. 
Sosyal medyanın hakkını yemek istemem. Türkiye’nin tüm kesimleri ile bu acıyı ta içinde hissettiği ve paylaştığına şahit olduk. En azından bu satırların yazıldığı ana kadar, reklam, eğlence, bireysel paylaşımlar kayboldu. Duyarlılık had safhada idi. Bir milletin tanımında geçen “tasada ve kıvançta birlik” tabiri tam anlamı ile ortaya çıktı. Bu vesile ile anladık ki hala bir milletiz, ama duygularımızı ifade tarzımız değişim yolunda, bir kuşak sonrasını tanıyamayabiliriz. 
Derken üç günlük yas bitti. Sürenin dolmasını beklermiş gibi paylaşımlar birden renk ve içerik değiştirmeye başladı. Karşılıklı suçlamalar daha da belirginleşti. Toplumun gergin olduğu ve gerginliğini ifade etmek için fırsat kolladığı bir gerçek, ama bu gerginlik bu günlere mi has, yoksa dijital ortam bu durumu gözümüze mi sokuyor bilemiyorum. Benim kıyasım 12 Eylül öncesi ortamı olduğundan kafam karışık. 
Şerif hocanın dörtlüğü ile bitirelim, o da bizim ağıtımız olsun. Allah kalanlara sabır versin…
“Niyet ekmek parası; acı yürek yarası
Yüzlerinin nurudur; yüzde kömür karası”

Bu haber 2919 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
YOLLAR VE ÖNCELİKLER (11 Eylül 2017)22.Nisan.2019

ANKET

Sizce bu sitenin insanlara faydası var mı?






Tüm Anketler

ÖNEMLİ LİNKLER

GALERİ

KBB

www.bulenttopuz.com 2007 ..:: KBB Hastalıkları Bilgilendirme Portalı ::..
RSS Kaynağı | Editörlük Başvurusu