Prof.Dr.Bülent TOPUZ

ANASAYFA ARAMA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORMU

ARAMA


Gelişmiş Arama

YENİ EKLENENLER

İSTATİSTİKLER

13 kategori altında, toplam 400 konu bulunmaktadır. Bu konular toplam 3732512 defa okunmuş, 1144 rahatsızlık şikayeti veya yorum yazılmıştır.

MÜZECİLİK BİR KÜLTÜRDÜR (27 Temmuz 2015)

Prof.Dr.Bülent TOPUZ

09.Ağustos.2015, 14:43

Prof.Dr.Bülent TOPUZ

Geçen hafta, ailecek, Batı Karadeniz doğa ve kültür gezisi yaptık. Kültür turizmi Denizli’nin çıkış aradığı konulardan biri. Kültür turizmi, içinde somut ve soyut kültürel mirası, yaşanmış hikayeleri barındıran bir olgu. Bu olgunun olmazsa olmazı ise müzelerdir. Biz müzeciliği Türkiye’nin en büyük müzesini yapma projesine indirgedik. İndirgedik diyorum, çünkü müzeciliği eser toplamak, koleksiyon oluşturmak ve sergilemek tarafını çok önemseyen bir anlayışımız var. Bu gezi vesilesi ile bir kere daha gördüm ki, müzecilik bir kültürdür. Daha önemlisi, bir kültürün hem tanıtımına, hem de inşasına yardımcı olan bir eğitim kurumudur. İstanbul Akvaryum’da denizi, denizciliği, bu arada dünya denizcilik ve Osmanlı Donanma Tarihi’ni görmek mümkün. Barselona’da gördüğüm benzeri çok daha büyük ve zengin idi, ama oradan aklımda kalan sadece bu büyüklük olduğu halde, İstanbul Akuapark’ta deniz canlılarının dışına taşırılan eğitim kaygısı beni çok etkiledi. Karadeniz Ereğlisi’ndeki arkeolojiden etnoğrafiye uzanan karma müze, kent tarihi bakımından etkileyici idi. Yeniden yapılan Alemdar Gemisi “vay be Kurtuluş Savaşı’nda deniz muharebesi de olmuş” dedirtiyor. Safranbolu kent olarak kendisi bir açık hava müzesi niteliğinde ve bu hali ile bana ortaçağ Avrupa’sını olduğu gibi yaşatan Dubrovnik kentini hatırlattı. Müzesi kent tarihini çok güzel anlatıyor. Mankenler eşliğinde, Safranbolu’da eski zamanların meslekleri, bunların içinde modernize olarak günümüze ulaşanları çok güzel sergilenmiş. Bu müzede ilginç olarak bilgisayar teknolojisindeki ilerlemeleri sergileyen bir kısım oluşturulmuş. En basit ve cüsseli bilgisayarlardan günümüzün mikrociplerine uzanan bir gelişim süreci. Bırakın Safranbolu’yu, toptan biz Türklerin bile bilgisayar teknolojisi geliştirmek ile uzaktan yakından ilgisi olmamasından hareketle, Eşim bu sergiyi yadırgadı. Benim hoşuma gitti. Düşünsenize ilköğretim veya orta öğretimden çocukları alıp geliyorsunuz. Teknolojik gelişimi görsel materyal eşliğinde anlatıyorsunuz. Müzeler eğitimin bir parçası olmayacaksa materyal sergilemenin bir anlamı yok diye düşünüyorum. Önemli olan düşünmek ve bir tarafından başlamak. Bakarsınız bu çekirdek sergi daha büyük bir mekana, daha kapsamlı bir konsept ile taşınır. En azından başka koleksiyonlara fikir kaynağı olur. Bu pencereden baktığımızda, Denizli’nin de okul çocuklarının götürebildiği birkaç tane mütevazi müzesi çoktan var olması gerekirdi. Dokumacılığı söyler dururuz ama hala bir gelişme yok. Tabakçılık tarihimizde önemli bir geçim kaynağı imiş. Şimdilerde kablo, mermer, demir çelik, cam geçerli üretim kolları. Şekerciliğin tarihi, Koksa Helvaları’nın atadan Denizlili olması. Helva üretim süreçlerini resim, manken ve makine teçhizat eşliğinde anlatan bir süreç. Şöyle, tezgahın arkasına Necip Helvacı’nın bir balmumu heykeli. Anladınız siz nereye geleceğimi; yolumuzun üstünde Eskişehir Balmumu Heykelleri Müzesi’ne de uğradık. Balmumu heykel müzesi sadece ünlülerin balmumu heykellerinden oluşan bir koleksiyon değil. İçine kurtuluş savaşı, Cumhuriyetin kazanımları, Eskişehir’in Tarihi, balmumu heykel yapma süreçleri yedirilmiş, tam bir eğitim kurumu niteliğinde. Safranbolu tam bir müze kent iken, Eskişehir küçük temalı müzeleri ile tam bir müzeler kenti olmuş. Mudurnu, 1995 yılında iflas edinceye kadar ekonomisini Mudurnu Tavukçuluk’a dayamış. İflas ile birlikte kentin ekonomisi çökmüş. İşsiz ve gelirsiz kalan insanlar ne yapacağız derdine düşmüş. O zaman fark etmişler yüzlerce eski konağın işe yarayabileceğini. Bakanlık bu konakları 1991 yılında tescillemiş. Ekonominin sorun olmadığı yıllarda, bu konakları yakarak, koruma kanunu dolanmak mutlaka akıllarından geçmiştir, ama yapmamışlar işte. Demek ki Mudurnu insanının kafası ranta çalışmıyor. Tıpkı Safranbolu’da olduğu gibi, eski şehrin dışına yeni bir şehir kurmuşlar. Denizliye gelen bir yabancı bu şehrin elli yıllık olduğunu sanır. Vazgeçtim Sekiz yüz yıllık kadim Türk Yurdu olduğuna dair somut kültürel mirastan, son yüz yıla ait bir şeyler bulabilmek için bile özel gayret gerekir. Sonuç olarak demem o ki, müzecilik bir kültürdür, bu kültür zaten vardır, bina bu kültürel anlayışın bir korunağıdır. Önce korunak yapıp, sonra içine kültür yerleştiremeyiz.

Bu haber 3320 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
YOLLAR VE ÖNCELİKLER (11 Eylül 2017)22.Nisan.2019

ANKET

Sizce bu sitenin insanlara faydası var mı?






Tüm Anketler

ÖNEMLİ LİNKLER

GALERİ

KBB

www.bulenttopuz.com 2007 ..:: KBB Hastalıkları Bilgilendirme Portalı ::..
RSS Kaynağı | Editörlük Başvurusu