Prof.Dr.Bülent TOPUZ

ANASAYFA ARAMA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORMU

ARAMA


Gelişmiş Arama

YENİ EKLENENLER

İSTATİSTİKLER

13 kategori altında, toplam 400 konu bulunmaktadır. Bu konular toplam 3971305 defa okunmuş, 1144 rahatsızlık şikayeti veya yorum yazılmıştır.

AKADEMİK OLMAYAN BİR BİLDİRİ (18 Ocak 2016)

Prof.Dr.Bülent TOPUZ

07.Şubat.2016, 18:51

Prof.Dr.Bülent TOPUZ

Gündemimiz kendilerini akademisyen ve araştırmacı olarak tanımlayan bir grubun “Bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak bu suça ortak olmayacağız!” başlığı ile yayınladıkları bildiri. Bildiriyi azıcık değiştirerek yeniden kaleme aldım. Bakalım beğenecek misiniz? "Bölücü terör örgütü; yöre halkını Sur’da, Silvan’da, Nusaybin’de, Cizre’de, Silopi’de ve daha pek çok yerde haftalarca süren barikat ve hendeklerin arkasına hapsetmekte, göç etmek isteyenleri engelleyerek fiilen açlığa ve susuzluğa mahkûm etmekte, yerleşim yerlerinin ortasında ancak bir savaşta kullanılacak tonlarca patlayıcı patlatarak, yaşam hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı başta olmak üzere hemen tüm hak ve özgürlükleri ihlal etmektedir. Bu kasıtlı ve planlı kalkışmaya karşılık Türkiye’nin kendi hukukunun ve taraf olduğu uluslararası antlaşmaların, uluslararası teamül hukukunun ve uluslararası hukukun emredici kurallarına büyük bir titizlikle uymakta, sivillerin zarar görmemesi için her bir sokağı ve evi, büyük bir sabır ve titizlikle ele almaktadır. Nitekim sokağa çıkma yasağı ile ilgili olarak AİHM başvurusu reddedilmiştir. Bosna’da, Çeçenistan’da, Filistin’de, Suriye’de ve Irak’ta tüm dünyanın görmeye alışkın olduğu havadan bombalama yapılmaksızın yapılan bu mücadeleyi düşmanlarımız hayret ve kıskançlıkla izlemektedir." Dünyanın terörle mücadele eden hiçbir ülkesinde akademisyenlerin terörü yüreklendiren bir bildirisine rastlamak mümkün değildir. Dışarıdan sözde bağımsız gözlemci çağıracak kadar devletten, milletten ve dahi kendinden umutsuz ve kopuk bu grubun kime ve neye hizmet ettiklerini kendilerinin bile farkında olduklarını sanmıyorum. Ağızlarından düşürmedikleri Kürt halkı adı geçen ilçelerden kaçarken yine devletin hakim olduğu bölgelere kaçıyor. Bu kaçan Kürt halkına en ufak bir sorgulama dahi yapılmıyor. Devlet oluşan zararın karşılanacağını defaatle söylüyor. Bildiride talep edilen müzakere koşulları hazırlanmıştı, kalıcı bir barış için çözüm yolları denenmişti, akil adamlara başvurulmuştu. Bırakın muhalefeti bastırmaya yönelik yaptırımları, yol kesen, iş makinası yakan, bayrak indiren militanlara ülkenin geri kalan kısmının şiddetli muhalefetine rağmen ses çıkarılmamıştı. Bu ortamı birlikte yaşama yönünde kullanacak yerde, gizli bir ajandaya ve şehir savaşına hazırlık olarak geçiren PKK ve onun uzantısı HDP, Kürt siyasal hareketini en güçlü, en popüler ve en kabul gördüğü bir dönemde boğmuştur. Devlet, devlet olmasının verdiği sorumluluk, imkan ve görev bilinci içinde bu silahlı kalkışmayı bitirecektir. Bunun için devlet olmanın gereği neyi emrediyorsa onu yapacaktır. Kendisini akademisyen ve araştırmacı olarak tanımlayan bir gruptan en azından söz konusu olguda tarafların olduğu, tarafların doğru ve yanlışları olduğu gibi bir tespit ve bu tespit üzerinden her iki tarafa yönelik bir talep olması gerekmez mi? Bildirinin bu hali en hafif tanımı ile terör örgütü sempatizanlığıdır. Bir akademisyen olarak, bu kimliğin örselendiğini düşünüyorum ve bunu kabul etmiyorum.

Bu haber 5758 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
YOLLAR VE ÖNCELİKLER (11 Eylül 2017)22.Nisan.2019

ANKET

Sizce bu sitenin insanlara faydası var mı?






Tüm Anketler

ÖNEMLİ LİNKLER

GALERİ

KBB

www.bulenttopuz.com 2007 ..:: KBB Hastalıkları Bilgilendirme Portalı ::..
RSS Kaynağı | Editörlük Başvurusu