Prof.Dr.Bülent TOPUZ

ANASAYFA ARAMA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORMU

ARAMA


Gelişmiş Arama

YENİ EKLENENLER

İSTATİSTİKLER

13 kategori altında, toplam 400 konu bulunmaktadır. Bu konular toplam 3947652 defa okunmuş, 1144 rahatsızlık şikayeti veya yorum yazılmıştır.

BEKLENEN GELİŞME (06 Haziran 2013)

Prof.Dr.Bülent TOPUZ

21.Haziran.2013, 13:01

Prof.Dr.Bülent TOPUZ

Cumartesiyi Pazara bağlayan gece İstanbul’dan uçakla gelen babamları servisten almak için Çınar Meydanı’na gittim. Saat gecenin ikisi ve Çınar Meydanı’nda 500 kadar kişi toplanmış. Bunların yüz kadarı araç yoluna oturmuş eylemciler, diğerleri seyirci diyebilirim. Bazılarının kıyafetlerinden anladığım kadarı ile; düğün, yemek vb yerlerden eve dönerken yolu oradan geçen veya bir uğrayalım diyenler de var. Bir eğlence havasında gördüm ben meydandakileri. 12 Eylül öncesi yaşadığım aksiyoner hayattan bilirim; bazıları için eylem demek heyecan demektir. Her ne kadar cop, biber gazı, itiş, kakış, kaçış ve gözaltı gibi riskleri taşısa da, insanı çeken bir tarafı vardır toplantı, gösteri ve yürüyüşlerin. Tıpkı rafting yapmak, paraşütle atlamak gibi…

Toplananların homojen olduğunu söyleyemeyiz. Meydanlarda ağızlarından çıkan sloganların peşinde gidenler olduğu gibi, toplum dinamiklerine amaçsız ve farklı amaçlarla uyanlarda olacaktır. Bu toplantıların iki düşmanı vardır. Birincisi profakatörler, ikincisi anarşistler. Birinci grup genellikle mevcut iktidar kim ise ona karşı olanlardır. Bu manada da muhalefet rengi veren her toplantının içinde yer alarak hedefi hükümete yöneltmeye çalışırlar. Bazen de tam tersi olur; provakatörler olayı amacından çıkararak iktidara yardımcı olacak bir vasatı hazırlayabilirler. Anarşistlere gelince; onların varlık nedeni kargaşa yaratmaktır, herhangi bir hedefleri yoktur. Bu grubun somut görüntüsü vandalimizdir. Bir işyerine, bir halk/belediye otobüsüne zarar vermenin gezi parkı eylemi ile bir ilgisi yoktur. Anlayacağınız her türlü toplantı, gösteri ve yürüyüş provakasyona müsaittir. Bazen bilinçli provake edilir, bazen kendiliğinden gelişen eylemlerin provakatif olarak algılanması sağlanabilir. 

Şimdi somut ve özel olana gelebiliriz. Şimdiye kadar hiçbir eylem gezi parkı protestoları kadar coğrafi yaygınlık kazanmadı. Bu eylemlerin doğru değerlendirilmesi, bundan sonra ortaya çıkabilecek benzer olaylara karşı takınılacak doğru tavır açısından önemlidir. Bu aşamada zihin açıcı farklı bakış açılarına da ihtiyaç vardır; 
Türk Milleti provakasyon kavramının farkındadır ve provakasyona zemin hazırlayan ortamlardan uzak durur. Bunun arkasında yatan gerekçe; yakın tarihimizde yaşadıklarımız ve bunlardan en somut olanı bölücü terör örgütünün yarattığı travmadır. Bir taraftan bölücü tehdide karşı topyekün bir tavır içinde iken, ikincil sorunlar yaratılmasının vereceği sıkıntılardan kaçınılması söz konusudur. Diğer taraftan toplantı ve gösterilerin bölücüler tarafından provoke edilmesi tehdidi vardır. İktidar eli ile yürütülen “çözüm süreci” bu alanda bir çözülme/gevşeme yaratmıştır. Provoke edilme riski azalınca toplumdaki otokontrol sitemi de gevşemiştir. İstanbul’daki okulundan yeni gelen Oğlum, Denizli’deki bir arkadaşına “görüşelim” dediğinde, “Çınar’daki yürüyüşe gidelim” cevabı almıştır. “Neden?” sorusunun ise bir cevabı yoktur. Her fırsatta apolitik olduğunu dillendirdiğimiz bu gençlik, insanların neden toplandığının farkında bile değildir. Çınar’da bir hareket vardır ve orada bulunmak tatlı bir anı olacaktır. Diğer taraftan bu eylemcilerin içinde siyasal muhalefetten umudunu kesen ve kendini doğrudan ifade etmek isteyen vatandaşlar da vardır.

Demokratik toplumların en büyük özelliklerinden biri serbest toplantı, gösteri ve yürüyüşlerdir. Yıllarca iç ve dış tehditlerle korkutulan insanımız şimdiye kadar itidalli davranmayı tercih etmiştir. Her ne kadar İktidarın sloganı “ileri demokrasi” olsa da, demokrasi yukarıdan aşağı şekillenen bir kavram değildir. İktidarlar iç ve dış tehdit algısını kaldırdıkları zaman toplumsal taleplerin ifadesi için uygun vasat sağlamış olurlar. Bu vasat toplumu demokrasiye doğru evirir. İktidarın erk paylaşımı konusunda direnç göstermesi doğası gereğidir. Ancak bu direncin sürdürülebilir olmadığının görülmesi ve toplumsal taleplere cevap verilmesi, aşağıdan yukarı “demokratik toplum” inşası sürecidir. Bu manada olaylar sürpriz değildir, ve hatta beklenendir.

Demem o ki ülkeyi yönetenler ve yönetmeye talip olanlar, şiddet hariç bu tip gösteri, toplantı ve yürüyüşlere alışmalıdırlar. Toplumun yüzde bir gibi marjinal bir kesimini ilgilendiren konular bile demokratik bir talep olarak ortaya çıkacak ve sokak eylemlerine neden olacak, ve daha da önemlisi vatandaş tarafından hoş görülecektir. Bu gelişmeyi önlemenin yolu, yine iç ve dış tehdit algısı ile vatandaşı ürkek ve hoşgörüsüz hale getirmektir.  Çoğulcu demokrasiye doğru evrildiğimiz bu günlere birileri sahip çıkacaktır. Bu vatandaş da olabilir, iktidar da. İsterim ki her ikisi de sahip çıksın.


Bu haber 3135 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
YOLLAR VE ÖNCELİKLER (11 Eylül 2017)22.Nisan.2019

ANKET

Sizce bu sitenin insanlara faydası var mı?






Tüm Anketler

ÖNEMLİ LİNKLER

GALERİ

KBB

www.bulenttopuz.com 2007 ..:: KBB Hastalıkları Bilgilendirme Portalı ::..
RSS Kaynağı | Editörlük Başvurusu