Prof.Dr.Bülent TOPUZ

ANASAYFA ARAMA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORMU

ARAMA


Gelişmiş Arama

YENİ EKLENENLER

İSTATİSTİKLER

13 kategori altında, toplam 400 konu bulunmaktadır. Bu konular toplam 3947742 defa okunmuş, 1144 rahatsızlık şikayeti veya yorum yazılmıştır.

ÇÖZÜM SÜRECİ İKTİDARI BELİRLER (22 Haziran 2015)

Prof.Dr.Bülent TOPUZ

12.Temmuz.2015, 14:00

Prof.Dr.Bülent TOPUZ

Çözüm süreci hükümetin şeklini belirler, çünkü çözüm süreci bir devlet projesidir, şöyle ki; Önce en sondan başlayalım. HDP Eşbaşkanı Demirtaş seçim sonrası basın açıklamasını İstanbul’dan yapıyor. İstanbul’dan yapmasının bir mesajı var. Diyor ki, Türkiye’den ve İstanbul’dan vazgeçmiş ve vazgeçecek değiliz. Açıklamayı Diyarbakır’dan yapsaydı, bulunduğu ve geleceğini tasarladığı yerin adresini göstermiş oldurdu. Ankara’dan da yapmıyor, çünkü kurulu düzeni kabul etmiyor. Anlayacağınız birlikte yaşamak üzerine pazarlığa açığım diyor. Bir öncesine, yani çözüm sürecinin başına gidelim. Sürecin AK Parti ile başlatılmış olması gerekli ve geçerli bir şart idi. Çünkü AK Parti çözüm sürecini başlattığında toplumun niceliksel ve niteliksel önemli bir kesimini temsil etmekte idi. liberaller, Merkez sağ, milliyetçiler ve nihayet dindarlar. Dindarlık önemli, çünkü dindarlık üzerinden Kürtlerin de temsiliyeti söz konusu. Zamanla liberallerin ve milliyetçilerin ayrışmış olması oyunun bütününü değiştirmiyor. CHP çözüm sürecinin destekçisidir. Ulusalcı kanadın pasifize edilmesi bunun somut kanıtıdır. Her ne kadar Kürtlerin AK Parti içinden temsiliyeti ve HÜDAPAR tarafından BDP temsiliyetinin reddi söz konusu olsa da, asıl temsiliyet HDP üzerinden olmaktadır. Yani Kürtlerin kabul edilmiş bir temsil adresi vardır. Kürtler kime karşı temsil ediliyorlar. Devlete karşı mı, AK Parti’ye karşı mı, yoksa Türklere karşı mı. Kürt milliyetçiliğinin bu kadar keskinleştiği bir ortamda Türklerin temsiliyeti gibi bir sorun ortaya çıkmıştır. MHP’nin kısmi yükselişinde aksiyoner bir temsiliyet durumunu görmek gerekir. MHP bu hali ile kantarın topuzunun kaçmaması açısından bir denge unsurudur. Çözüm sürecinin içinde bulunduğu güven sorununa ve “acaba çözülme süreci mi yaşıyoruz?” kuşkularına rağmen, Türkleri sokağın dışında tutan MHP, bu hali ile sürecin aktif takipçisi ve pasif destekçisidir. Beklenen gelişme şöyle idi. çözüm süreci ilerleyecek, devlet ile Kürtler arasından mutabakat sağlanacak ve bu mutabakat MHP’nin içinde bulunduğu bir koalisyon hükümeti tarafından imzalanacak. Tıpkı 28 Şubat sürecinin Erbakan eliyle, Apo’nun ipten kurtarılmasının MHP eliye, cemaat operasyonunun AK Parti eliyle yürütüldüğü gibi. Bu durumda iki yıl sonraki erken veya dört yıl sonraki vaktindeki seçimde MHP’ye iktidar yolu görünüyordu. Ancak HDP’nin beklenmeyen bir şekilde barajı aşması ile hesaplar erkene alındı. Şimdi; Çözüm sürecinde belirli bir mesafe kat edilmiş ve şu sıralar son rötuşlar yapılıyorsa AKP+MHP koalisyonu, henüz mutabakat yok ise AKP+CHP veya AKP+BDP koalisyonu kurulacaktır. Ak parti’yi dışarıda bırakan bir CHP+MHP+BDP koalisyonu en uzak ancak imkansız değildir. Tabii bu söylediklerim BDP’nin kendi aklı ile hareket etmesi şartına bağlı. Ortadoğu’da çıkarı olan yabancı istihbarat teşkilatlarının çatışmacı senaryoları devreye sokabilmek için canla başla çalıştıklarını hesaba katmalıyız. Benim umudum var. Çünkü söz konusu teşkilatlar otuz yıldır uğraşıyorlar hala bir Kürt Türk iç çatışması çıkaramadılar. Demek ki birlikte yaşama umudu hep canlı ki geri dönüşü olmayan yollara girilmiyor…

Bu haber 2765 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
YOLLAR VE ÖNCELİKLER (11 Eylül 2017)22.Nisan.2019

ANKET

Sizce bu sitenin insanlara faydası var mı?






Tüm Anketler

ÖNEMLİ LİNKLER

GALERİ

KBB

www.bulenttopuz.com 2007 ..:: KBB Hastalıkları Bilgilendirme Portalı ::..
RSS Kaynağı | Editörlük Başvurusu