Prof.Dr.Bülent TOPUZ

ANASAYFA ARAMA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORMU

ARAMA


Gelişmiş Arama

YENİ EKLENENLER

İSTATİSTİKLER

13 kategori altında, toplam 400 konu bulunmaktadır. Bu konular toplam 3702843 defa okunmuş, 1144 rahatsızlık şikayeti veya yorum yazılmıştır.

TÜRK TEFEKKÜR DÜNYASI BİLGİ ŞÖLENİ (10.Aralık.2012)

Prof.Dr.Bülent TOPUZ

09.Aralık.2012, 17:28

Prof.Dr.Bülent TOPUZ

 

1991 yılı UNESCO tarafından “Yunus Emre Sevgi Yılı” ilan edilmişti. Basınımız bunun ne kadar önemli bir olay olduğunu ifade eden haber ve etkinliklerle dolu idi. Ben de bu haberlerden ve o güne kadar olan bilgi birikimimin bende oluşturduğu altyapıyla, bu olguyu sevinç ile karşılayan bir ruh hali içinde idim. Bizden bir değerin hakim güç olan batı tarafından kabul edilmesinin gururunu/onurunu yaşıyordum. Çağın insan adına ulaşabildiği en son safha olan hümanizm/insan sevgisine Yunus Emre yedi asır önce ulaşmıştı. Bir başka ifade ile biz de boş değildik…

İşin aslının öyle olmadığını, aynı yıl Aydınlar Ocağı tarafından tertiplenen bir Yunus Emre panelinde öğrendim. Bu panelde aklımda kaldığı kadarı ile; “İnsan sevgisi üzerine yazılmış birkaç beyitten yola çıkarak, Yunus Emre’yi ait olduğu milletten soyutlayarak, onun ulaşmış olduğu mertebeye kılavuzluk eden İslam dininden arındırarak, çölün ortasına gökten zembille inmiş bir varlık olarak resmedilmesine şiddetli bir reddiye” dinledim. O güne kadar sahip olduğum bilgiler üzerine kurulu hayat felsefem derinden sarsılmıştı. Cumhuriyetin eğitim öğretim müfredatına tabi, kendini yetiştirmeye çalışan herhangi bir gençtim. O gün, dini ve milli hassasiyetlerime rağmen dünyayı batının çizdiği paradigmaların oluşturduğu bir pencereden baktığımı fark ettim. Tabii ki bu farkındalık şimdi olduğu gibi ifadelere dökülecek kadar net değildi. Beni Aydınlar Ocağı’na davet eden hassasiyetlerimi fark eden bir hocamdı. Yunus Emre paneli ise katıldığım ilk panellerden biri olmalı. Aldığım mesajın beni cezp etmesi üzerine haftalık toplantıları kaçırmaz oldum. Tam anlamıyla hayat çizgimde bir kırılma olmuştu. Enis öksüz, Burhan Kuzu, Mustafa Erkal, Nevzat Yalçıntaş gibi hocalarla tanışma ve sohbetlerinde bulunma imkanım oldu. Hele Yalçıntaş Hoca’nın, Kırım Akmescit’te sürgünden elli yıl aradan sonra ata yurtlarına dönen bir avuç Kırımlı ile, program dışı oluşan bir yönelim sonucu kılınan ilk cemaat namazına yaptığı imamlığı anlatışı vardır ki, unutamam.

Bunları düşündüm Türk Tefekkür Dünyası Bilgi Şöleni’ndeki panellerin birinden diğerine koşarken, PAÜ Kongre Kültür Merkezi’nin koridorlarında ve salonlarında. Her salon dolu idi ve dinleyicilerin yarsından fazlasını gençler oluşturuyordu. Bu gençlerden on tanesinin hayat çizgisinde bir kırılma yaratabilmiş ise, ki yaratmıştır, şöleni amacına ulaşmış sayarım. Bu şölende beni en çok etkileyen söylem; Yunus Emre’nin bir halk şairi olarak üniversitelerin Türk Dili ve Edebiyatı okullarında okutulması yerine, sufiliğin Türk Düşünce hayatına bir temel oluşturması bakımından Felsefe bölümlerinde okutulması önerisi oldu.

Sözü popüler/güncel olana getirecek olursak; tarihi konu alan film ve dizilerin senaryolarının nasıl kurgulandığı tabii ki önemli. Ama ondan daha önemlisi seyircinin hangi bilgi birikimi ile ekranın başına oturduğu. Tarihi öğrenme adına, dizi bir milat olursa bu bir sorun. Yok, hayır bilgi birikiminiz ile eleştirel bir bakışınız var ise sorun olmaz. O halde, en azından doğru bilginin meraklıları için, bilgi pınarlarının akmaya devam etmesi gerekir.

Her yıl on gencin hayat çizgisinde bir kırılma yaratabilme adına şölenin tekrarı gerekiyor. Mademki bunu Türkiye’de ilk Denizli gerçekleştirdi, devamının da Denizli’de getirilmesinde sakınca yoktur sanırım. Tabii ki Türkiye’nin dört bir tarafından gelen birbirinden değerli mütefekkirler kıskanıp sıra bizde demez ise…

Şölen o kadar güzel/doyurucu/heyecanlandırıcı oldu ki; düzenleme komitesi başkanı Selahattin Özçelik, yardımcıları Doç Dr Tahir Kodal, Doç Dr Milay Köktürk, Doç Dr Serkan Güzel ve Yard Doç Dr Özgür Kasım Özdemir teşekkürün yanında takdiri de fazlası ile hak ediyorlar. Böylesi bir sempozyumun gerçekleşmesinde fikir sahibi olan Türk Ocağı Başkanı Mehmet Baylan ve paydaşlar olan PAU Rektörü Hüseyin Bağcı, Sayın Valimiz Abdülkadir Demir, Belediye Başkanı Osman Zolan’a teşekkürler.

Bu haber 3055 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
YOLLAR VE ÖNCELİKLER (11 Eylül 2017)22.Nisan.2019

ANKET

Sizce bu sitenin insanlara faydası var mı?






Tüm Anketler

ÖNEMLİ LİNKLER

GALERİ

KBB

www.bulenttopuz.com 2007 ..:: KBB Hastalıkları Bilgilendirme Portalı ::..
RSS Kaynağı | Editörlük Başvurusu