Prof.Dr.Bülent TOPUZ

ANASAYFA ARAMA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORMU

ARAMA


Gelişmiş Arama

YENİ EKLENENLER

İSTATİSTİKLER

13 kategori altında, toplam 400 konu bulunmaktadır. Bu konular toplam 3971310 defa okunmuş, 1144 rahatsızlık şikayeti veya yorum yazılmıştır.

ÜNİVERSİTEMİZ SEÇİM SÜRECİNE GİRDİ (17 Kasım 2014)

Prof.Dr.Bülent TOPUZ

23.Şubat.2015, 11:50

Prof.Dr.Bülent TOPUZ

Üniversitemiz seçim sürecine girdi. Şimdiden altı aday tamamlandı. Bu altı rakamı önemli, zira YÖK’e en az altı aday sunulması lazım. Sunulmaz ise seçim tekrarlanır deniyor. 1994 yılında girdiğim ilk rektörlük seçimlerinde altı aday çıkmayınca, kendine oy vererek altı kişilik aday listesine tamamlayacak olan profesörler bile önceden ayarlanmıştı.


Aslında üniversite hocalarının sandığa gitmesine seçim demek doğru değil. Buna bir eğilim yoklaması veya anket çalışması diyebiliriz. Zira en fazla oy olan aday, YÖK tarafından cumhurbaşkanlığına sunulmak üzere üçe düşürülen aday listesine bile konulmayabilir. Konulsa bile cumhurbaşkanı sadece kendi oyunu alan, yani bir oy alanı bile atayabilir, çünkü ona bu yetki kanunen verilmiş. Bu yetkiyi her cumhurbaşkanı gerekli gördüğü hallere kullandı. Bu gerçek bilindiği halde en çok oy alanların atanmaması üzerine çok söz söylenir ve yazılır. Mademki seçim yapılıyor en çok oy alan atansın gibi ilk bakışta demokratik görünen öneriler ise, bana göre en tehlikeli olanıdır. Düşünsenize rektör öğretim üyelerini yani seçmenlerini kendi seçerek atıyor, sonrada onlara rektör kim olsun diye soruluyor. Biraz şaka babından benim bir önerim olsun, bir seçim döneminde yapılan atama sayısı kadar rektörün aldığı toplam oydan düşülsün. Diyelim ki rektörün süresi doldu ve bir daha aday olma durumu yok. Bu durumda bile en çok oy alanın doğrudan atanmasını sakıncalı bulurum. Bu durumda adayların tekliflerinin ve tehditlerinin ölçüsü kaçar.


Bugün ki sistemin sakıncalarını ise yaşayarak gördük. Öğretim üyesinin görevi bilim üretmek, eğitim vermek ve toplumun sorunlarına çözüm bulmaktır. Seçimlere bir yıl kala hocalar tüm bu fonksiyonları rölanteye alıp kimin rektör olacağı ve bu durumun kendilerini nasıl etkileyeceği ile uğraşırlar. Seçim yapılır biri atanır, herkes hemen öyle asli işine, yani öğretim üyeliğine dönmez. İktidara gelenlerin makam paylaşımı ile geçer belirli bir zaman. Oy vermeyenlere gizli açık mobing yapılır. Diyelim ki rektör olan kişi son derece merhametli, hakkaniyetli ve oylamayı mazide bırakacak olgunlukta. Bu karaktere sahip biri bile kendisine oy verenleri yok sayamaz. Onlara liyakata bakmaksızın birer makam verme konusunda kendini borçlu hisseder. Böylece üniversitenin en fazlasından üçte biri tarafından seçilen rektör, üniversiteyi bu üçte birlik kesimden seçtiği kişilerle yönetir. Diğer üçte ikilik kesimden faydalanılmaz. Bu o kadar kötü bir durum ki, seçim sistemini çıkaranların Türk Üniversiteleri’ni dumura uğratmak için bir proje üzerinde çalıştıklarını ve bu sistemi bulduklarını düşünüyorum.


Uzun lafın kısası üniversitelerde rektör seçimi kaldırılmalıdır. Doğrudan atama yapılmalıdır. En kötü atama bugünkinden kötü olamaz. Atama olur ise herkes ile çalışmanın yolu açılır. En üst seviyede yetişmiş insan kaynağının bu kadar hor kullanıldığı bir başka kurum var mı bilemiyorum. Bir şeyler yapmak lazım, daha geç olmadan.


İlla seçim olacaksa oy pusulasına üç isim yazılabilir, böylece husumetlere neden olan keskin taraftarlığın önüne geçilebilir…

Bu haber 2611 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
YOLLAR VE ÖNCELİKLER (11 Eylül 2017)22.Nisan.2019

ANKET

Sizce bu sitenin insanlara faydası var mı?






Tüm Anketler

ÖNEMLİ LİNKLER

GALERİ

KBB

www.bulenttopuz.com 2007 ..:: KBB Hastalıkları Bilgilendirme Portalı ::..
RSS Kaynağı | Editörlük Başvurusu