YÜZ YIL ÖNCESİNDEN BU GÜNE BAKAMAK (23 Mayıs 2016)


Açıklama: Dört yıldır cepheden cepheye adeta sürüklenerek ve sürünerek savaşan ve eriyip tükenen bu milletin yeniden savaşması için tek bir nedeni olabilirdi. O da dinine, namusuna, şerefine el ve dil uzatılması. Yunanlı yaptığı zulüm ile bize yeniden direnme azmi verdi.
Kategori: HAFTALIK GAZETE YAZILARIM
Eklenme Tarihi: 01.Ekim.2017
Geçerli Tarih: 11.Aralık.2019, 00:19
Site: Prof.Dr.Bülent TOPUZ - KBB Bilgilendirme Portalı
URL: http://bulenttopuz.com/haber_detay.asp?haberID=387


Osmanlı birinci dünya savaşında yenilmiştir. Kendisini galip devletlerin, düveli muazzamanın, uygar dünyanın merhametine bırakmıştır. “Du bakali nolcek” halinde beklerken beklemediğimiz bir olay gerçekleşir. Yunanlılar İzmir’e çıkarlar. Tarih 15 Mayıs 1915. İşte bu hesapta yoktur. Dünün tebası, bugün öz vatan topraklarına göz koymuştur. Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi aynı gün Belediye Başkanını, Valisini, Komutanını arkasına alarak elinde sancak ile Bayramyeri meydanın da halkı toplar. Onlara, müftüleri olarak cihat ilan ettiğini, ellerinde ne var ise onunla mukavemet etmeleri gerektiğini, hiçbir şeyleri yok ise yerden üç taş alıp atmanın farz olduğunu söyler. Anadolu’nun birçok yerinde uyanan bu direniş ruhu daha sonra Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri adı altında tüzel kişiliğe kavuşacaktır.

Tarih 16 mayıs 1915 tir. Mustafa Kemal İngilizlerin kontrolündeki İstanbul’dan yine İngilizlerin kontrolü altındaki Samsun Havza bölgesine 19 Mayıs günü ayak basar. Yanında hemen tamamı subay olan 18 kişi vardır. İngilizler tarafından takip edilir ancak sorun yaşamaz. Zira cebinde bölgede vuku bulan asayiş olaylarını soruşturmak için Padişah Vahdettin tarafında görevlendirildiğine dair bir yazı vardır.

Amasya da bir genelge yayınlanır. Vatanın işgaline karşı direnileceğini açıkca ifade eden bu genelgenin altına imzayı Mustafa Kemal “müfettiş” sıfatı ile atar. Erzurum’da bölgesel bir toplantı yapılır ve Sivas’ta genel bir kongre toplanır. Sivas’a Anadolu’nun dört bir tarafındaki direniş taraftarları, bu arada Denizli’den de bir heyet gelir. Kongrede manda tartışılır. Dr Hikmet beyin başını çektiği grup buna şiddetle karşı çıkar. Direnilecektir. Amasya’dan başlanarak tüm toplantılarda İstanbul hükümetinin tanınmadığı ilan edilir, ancak yine her toplantıda sultana ve hilafete bağlılık açıkça belirtilir. Direniş hükümeti Ankara’da kurulur. Başına Mustafa Kemal getirilir.

Bu arada İzmir’i işgal eden Yunan ordusu, işgalini Denizli’ye kadar uzatmıştır. İzmir Denizli arasında yaptığı zulüm bundan sonra yapacaklarının ve Anadolu’da sıkışan Türklerin başına geleceklerin habercisidir. Bu durum Türk milletini yeniden alevlendirir. Ya esaret altında kahrolarak, ya da er meydanında savaşarak ölecektir. Dört yıldır cepheden cepheye adeta sürüklenerek ve sürünerek savaşan ve eriyip tükenen bu milletin yeniden savaşması için tek bir nedeni olabilirdi. O da dinine, namusuna, şerefine el ve dil uzatılması. Yunanlı yaptığı zulüm ile bize yeniden direnme azmi verdi.

Anadolu’nun dört bir tarafında oluşturulan direniş örgütlerine bir lider gerekirdi. Bu lider Mustafa Kemal oldu. Anadolu işgalden kurtarıldıktan sonra da bu millet ona Atatürk dedi.

Yüzüncü yıla doğru gittiğimiz şu günlerde bile hala kendimizi öteki ve dahası “hain” kelimesi üzerinden anlatmaya çalışan bir dünyamız var. Bugünden yüz yıl öncesine bakmayı beceremiyoruz, yüz yıl öncesinden bu güne bakıyoruz. O günlerden bu güne çok yürüdük ama maalesef çok mesafe kat edemedik.

19 Mayıs Bayramı vesilesi ile Mustafa Kemal Atatürk’ü, tüm gazi ve şehitlerimizi rahmetle anıyorum.